Beyaz Kanatlar

Beyaz Kanatlar

Hayal edin hemen şimdi; düşen yağmur tanelerinin parlattığı yeşil çam ormanlarını, dallarındaki meyveleriyle zeytinlikleri, yeşilin kavuştuğu maviyi, bir kelebek gibi süzülen o mavideki beyazı…

Kapayın gözlerinizi! Hissetmeye çalışın; rüzgarın yüzünüze değip geçtiğini, duyduğunuz tek sesin suyun bordaya çarpan şıkırtısı olduğunu…

Hayal edin; dünyanın en güzel köşelerinden biri olan Göcek’te yelken yaptığınızı. Yeşillikler arasında, beyaz kanatlarınıza rüzgarın kolayına estiğini, denizin ise bir göl kadar sakin olduğunu…

İşte bu duygulardı bizi Ankara’dan kopartıp Göcek’e sürükleyen. Şehrin gürültüsü, trafiği, kasveti, gri rengi, sokaklarda mutsuz gezen insanları, dört duvar arasında sıkışıp kalmışlık, bilgisayar ekranına hapsolmuşluk, alışveriş merkezleri, kara kışları.

Oysa şimdi büromuz tekne, manzaramız deniz. Biz hayal etmeden yaşıyoruz!

Önce hobi edindik yelkeni, sonra işe dönüştürdük. Bizim gibi şehir hayatından sıkılanlara yelkenli tekne eğitimi veriyoruz.

Sıra sıra dağlar, pırıl pırıl deniz, rüzgarı arayan yelkenliler, balıkları kovalayan dingiler, karadaki cırcır böcekleri bizim hayatımız. Akşamları ışıklar söner, yıldızlar suya iner. Yakamozları seyrederiz canımız sıkıldığında. 3G çeker ama biz bakmak istemeyiz ki telefona.

Kahvaltılarımızı karayolu olmayan, dünyanın birçok meşhuruna ev sahipliği yapan koylardan birinde yaparız. İskelede teknemiz tek başına bekler bizi. Şömine ısıtır içimizi. Yöre zeytinleri, keçi peynirleri, odun ateşinde pişmiş ekmeleri, bahçe domatesleri, dumanı tüten menemen süsler soframızı. Kahvemizi içerken eşi dostu ararız nispet yapmaya; “Kar mı yağıyor? Biz iyiyiz, zorlasak denize gireceğiz ama üstünde olmak yetiyor.”

Göcek bir başka güzeldir sonbaharlarda. Bulutlar kayar hızlı hızlı, kimi zaman kara kara… Çiseleyen yağmur göle dönmüş denizde hareler bırakır. Yazın sıcağından kavrulmuş toprak bir anda yeşerir; deniz yeşil, tepeler yeşil, toprak yeşil… Mis gibi kokular gelir ocaktan; ekmekler bir bir yerleştirilir fırına. Kimi denizde karşılar yağmuru, kimi yağmurluğuyla. Sonra bir anda açar güneş ışıl ışıl. Giyilir tekrar mayolar, atılır kulaçlar iskele boyu. Kış da kapıdadır. Lakin deniz hala sıcak, hala çok güzeldir. Sararan yeşillerin arasındaki morlu kırmızılı çiçekler daha bir çekici.

Keşke sadece Almanlar, Fransızlar, Ruslar olmasa teknelerde! Sebepler aşikâr olsa da gönül bekliyor Türk denizcileri, gözler arıyor sizleri…

Biz bu Pazar da Göcek koylarında yelkenlerimizi açacağız, ya siz nerede olacaksınız?

 

(Bu yazı MAG dergisinin Aralık 2011 sayısında yayınlanmıştır   http://magdergi.com/beyaz-kanatlar/ )

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir