Ekincik-Da​lyan

Hakikaten Çatal Adalar ve Kızıl Ada geçişlerinde yer yer 35 esti. Hatta yabancı ekiplerden kurulu iki tekneyle yarış bile yaptık! Ancak kısa sürdü. Rüzgar kesilince üçümüzde kalıverdik. Arkadan aldığımız için de haliyle kavrulduk. Allah’tan son 10 mil yine güzel rüzgar bulup keyifli bir seyir yapabildik.  Ekincik’e geldiğimizde havanın iyice ısındığını farkettik. İlk iş brandamızı germek oldu. Denize girip biraz serinleyelim dedik, ama neredeyse havayla aynı sıcaklıkta olduğunu farkettik. Hiçbir şey serinletmiyor. Heyecanla geceyi bekliyoruz, belki biraz esinti çıkar rahatlarız diye…

Başlıyoruz Ekincik hikayeleri anlatmaya, duyduklarımızı… Rahmetli Özal’ın ilk döneminde Ekincik ahalisi tüm oyları ona vermiş. Bir tek fire çıkmamış. Özal da haliyle merak edip araştırmış, köyü ziyarete gelmiş. “Ne istiyorsunuz benden” diye sorunca “yol” demiş halk. 1 ay içerisinde de Ekincik Köyü yoluna kavuşmuş.

Güneyli rüzgarlara ve Karayel’e kapalı olan Ekincik My Marina vakti zamanında maden iskelesiymiş. 1986 yılında Dalyanlı mimar İrfan Bey tarafından yol, su, elektrik bulunmazken denizden teknelerle malzeme taşınarak inşa edilmiş. 65-70 tekne kapasiteli butik marina kıvamındaki tesiste teknelere elektrik ve su hizmeti veriliyor. Küçük de bir marketi bulunan mekanda yemek yemezseniz bağlanma ücreti alınıyor. Restoran demişken, sakın öyle bizim kıyılardaki mekanları düşünmeyiniz. Prenses Caroline, Prenses Margareth, Dustin Hoffman, Uma Thurman ve Sting gibi birçok ünlüyü ağırlamış, çam ve zeytin ağaçları arasında kaybolan, deniz ve tekne temalı aksesuarlarla döşenmiş, son derece lüks bir mekandan bahsediyoruz. Mönü deniz ürünleri ağırlıklı, beyaz ve kırmızı et mevcut. Biraz tuzluca bilesiniz! Tesisin dört bir yanındaki ufak ayrıntılar insanı hayran bırakıyor. Her yer, her eşya buram buram deniz/denizcilik kokuyor. Hatta sırıtabilecek eşyalar keten kumaşlara sarılarak değerlendirilmiş.

Madem bağlanmak paralı, bari karnımızı doyuralım dedik. Restorana çıktık, tuzda lagos siparişimizi verdik, beklemeye geçtik. Sıcak falan ama, yemekten de geri kalmıyoruz gördüğünüz üzere! Kan ter içerisinde balığımızı yedikten sonra yüzen evimize geri döndük. Evet rüzgar çıkmıştı ama serinletmiyordu. Bilakis canımıza okuyordu, sanki fırın kapağı açılmış, biz de karşısında hipnotize olmuşuz! Gece uzun olacak, o belli. Havuzluk minderlerini, yastıkları hazırladık. Erken kalkan/yatan dışarıyı kapar! Dakikalar saatleri kovaladı. Yok, en ufak bir serinleme yok. Tüm teknelerden “of pof” sesleri yükseliyor. Kimi güvertede, kimi havuzlukta bir o yana, bir bu yana dört dönüyor. Dayanamayan hooop suya…

Zor geçen bir gecenin ardından Dalyan’a gitmek üzere Ekincik Kooperatif’ten gelen mavi renkli, kırmızı bayraklı, içi halı kaplı, pancar motor teknemize bindik. Hava yine çok sıcak. Artık alışmak lazım. İnsanoğlu işte kış gelir “ay çok soğuk, yaz gelsin”; yaz gelir “ay çok sıcak, kış gelsin”. Hani sıcaklar gecikti mi ona da ayrı söylenir “yaz gelmeyecek galiba!”.

Önce delikli kayayı ziyaret ediyoruz, Delik Ada’nın yanından geçerek İztuzu’nda deniz molası veriyoruz. Dalyan turlarında, İztuzu molası genelde sona bırakılır. Bizim tavsiyemiz, önce denize girilmesi. Böylece hem serin serin geziyor, hem rüzgar çıkmadan keyif yapabiliyorsunuz. Yalnız akıntıya dikkat! Kimi zaman deltadan denize, kimi zamansa denizden içeriye doğrudur akıntı. Biz koca çocuklar burnun bir yakasında kendimizi bırakıyor, diğer yakasında buluveriyoruz kendimizi. Pek eğlenceli oluyor akıntıyla oynamak. Hemen akabinde delta turu başlıyor. Sazlıkların arasında dolaşan mavi tenteler, kırmızı bayraklar sarı-yeşil ortamı şenlendiriyor renk cümbüşleriyle. Sırada çamur banyosu var. 1988’de yine İrfan Bey tarafından satın alınan araziye “çamur banyosu tesisi” kurulmuş. Giriş kişi başı 4 TL. Havuzda her yerinize çamur sürüp kurumaya bırakıyorsunuz. Yıkandıktan sonra bir de kükürtlü su havuzuna girdiniz mi yeniden doğmuş gibi oluyorsunuz. Tabi dayanabilene! Çamurun şifalı olduğu, cildi parlattığı, lekeleri yok ettiği söyleniyor. Valla ben bir etkisini görmedim, Benhür ise gençliğini çamura bağlıyor!!!

Çamur Banyosu’ndan sonra dilerseniz göle kadar uzanıp geri dönebilirsiniz. Karnınız çok acıktıysa sağlı sollu gördüğünüz restoranlardan birinde yemek yiyebilir, merkezden hediyelik alışverişi yapabilirsiniz. Bizim tercihimiz İztuzu’na geri dönüp mavi yengeç yiyerek balıkçıların kaplumbağa şovunu izlemek.

Tüm bu yazdıklarımı gerçekleştirdikten sonra yüzen evimize geri dönüşe başladık. Lakin hafiften dalga çıkmış. Yandan alsak çevirecek, dövüyor dalgalar pata küte bizim mavişi! Alışmışız yüksek bordalı, salmalı teknelere, bu ise suya pek bir yakın. Arada giriyor içeri serin sular. Sallan yuvarlan kavuştuk Şahbaz’a. Hava sanki bir nebze daha iyi. Açık hava çarpmış (!), yorulmuşuz.

Artık dönüşteyiz. Rota Göbün, 30 mil kadar mesafemiz var. Tahminler “rüzgarsız günler” gösteriyor…

Yine sıcak, yine sıcak…

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir