İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Yaz (I)

İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Yaz (I)

Ankara-Phuket Deniz Hattı

Karadan Deniz

Kışın hırçınlığı kaybolmuş, deniz sakinlemiş, pıtrak gibi açmıştır morlar, sarılar, kırmızlar. Yeşil ile mavi hasrettir denizciye. Sessiz sakindir, özlenmiş farkındadır, hazırlanmış bekliyordur, yenilenmiştir.

Bir kere gittiniz mi, mümkün değil kurtulamazsınız. Çalmıştır kalbinizi, yer etmiştir aklınızın bir köşesine. Kaçıp gitmek, kavuşmak istersiniz her fırsatta. Ama bilirsiniz ki ayrılık mecburi.

Böyle bir sevdadır deniz, böyle bir aşktır en yasaklısından!

Kimi İstanbul’da, kimi İzmir’de hasret kalır denize. İş, güç, eş, dost derken gelip geçer günler görmeden, koklamadan maviyi. Bir de Ankaralılar vardır: her şeyden, her yerden uzak ama bir o kadar da yakın! “Kaptanlık Belgeleri”, “dalış bröveleri” ceplerinde, balığın en tazesi sofralarında… Her hafta sonu alır başını giderler Bodrum’a, Göcek’e, Kaş’a…

Deniz gidebilene yakındır!

Phuket Yelkenli Seyri FotoğraflarıKendi halinde birkaç dil bilen, uluslar arası ilişkiler alanında çalışan, ailemin tek kızı iken kapıldım bu sevdaya. Esen Hoca’dan belge, Anadolu Denizcilik Kulübü’nden pratik eğitimler, Budget Sailing’le uzun seyirler, MTM Yatçılık’la büyüyen tekne boyları derken yaşadığım şehir Ankara mı, Göcek mi bilemez oldum. Kestirdim saçları, verdim istifayı, başladım MTM’de işe. Hem charter işlerini öğreniyor, hem yeni sevdalı Ankaralıların başında kısa seyirlere çıkıyordum. Aşımı veren deniz, eşimi de verdi bir gün. Artık yalnız değildim. O da yardımcı olmaya başlayınca zamanımızın büyük bir bölümünü denizde geçirir olduk. İşi gücü bırakıp Ankara Deniz Kulübü’nün bünyesinde kışın hafta sonları, yazın haftalık seyirlerle ailelere eğitici kaptanlık yapmaya, daha doğrusu yelkenli bir teknede deniz yaşamını paylaşmaya başladık.Phuket Yelkenli Seyri Fotoğrafları

Tabi ki hedef dünya turu! Lakin ne biz, ne teknemiz maddi/manevi henüz hazır değiliz. Eh Bodrum’dan Finike’ye gezip görmediğimiz yer de kalmayınca, ufak ufak duyduğumuz seslere kulak vermeye başladık: “hep aynı yerler Kaptanlarım, hadi yeni rotalara yelken açalım!” Eş dost biraz araştırınca Fethiye’den bir kesimin kış aylarını, daha ucuz olduğu için, 30 güne kadar vize istemeyen Tayland’da geçirdiğini öğrendik. Uzun, ıssız, bembeyaz kumsallarını, akvaryum gibi denizini duymuştuk. Dünya gezginlerinin de mutlak uğrak noktası olduğuna göre vardır bir hikmeti diye düşündük. Madem tanıdıklarımız da var, araştırırlar, bize güzel bir tekne ayarlarlar, biz de ekiplerimizle “ilkbahar, yaz, sonbahar, yaz” sloganımızı hayata geçirebiliriz.

Galiba bizim dünya turumuz böyle olacaktı!

Phuket Yelkenli Seyri FotoğraflarıAğustos ayı geldiğinde henüz Tayland’da ne bir kiralama (charter) firması bulmuş, ne de ekip kurmuştuk. Biz Türklerin hatalarından biri de bu zaten. Yatçılık sektöründe dilediğiniz tarih ve indirimli fiyatlarda tekne kiralamak istiyorsanız en geç 6 ay evvelinden sözleşmeyi imzalamış olmanız gerekir. Avrupalılar neredeyse 1 yıl evvelden tarihlerini kesinleştirip kaporalarını yatırıyorlar.

Sezon boyu sürekli seyirde olduğumuzdan Eylül ayını da elimiz boş geçirdik. Ekim ayına geldiğimizde kışı Tayland’daki evinde geçiren, yabancı ekiplerle her yıl yelkenli tatiline çıkan Fethiyeli bir dostumuzdan yardımcı olmasını istedik. Ay sonunda Türkiye’yi kapatıp Tayland’a geçecekti. Ondan aldığımız referans bilgilerle yüksek sezon olan Şubat ayının ilk iki haftası için tek gövdeli yerine 40 ft. civarı çift gövdeli yani bir katamaran kiralamaya karar verdik. Bir sonraki sıkıntımız ise kiralama şirketiyle ilgiliydi. Hayatımızda hiç bulunmadığımız bir ülke ve Phuket Yelkenli Seyri Fotoğraflarıdenizde karşılaşılabilecek bir arıza, organizasyonu yapan bizleri ciddi sıkıntıya sokabilirdi. Bildik, iyi hizmet verebilecek uluslar arası bir şirket bulmalıydık. “Ali Bey, sen zaten gidiyorsun, bu işlerden de anlıyorsun, hadi sen de ekibimize katıl, bize de bir tekne bul” çağrısıyla derdimize derman bulduk!

Yapılan ön çalışma neticesinde Phuket havalisinde kiralamaların günlük fiyatlandırıldığını, genelde katamaranların kaptan ve mürettebatlı olduğunu öğrendik. Rakamlar değişkendi. Günlük 700 Dolar’dan, 1500 Dolar’a giden bir çeşitlilik söz konusuydu. Neticede Ali Bey, Phuket’in altını üstüne getirerek Kasım ayında bize 38 ft. bir Robertson & Caine marka katamaran buldu. Ekip oluşturabilmek için hemen duyuruya çıktık. Önümüzde kısa bir süre olduğundan firma ödemenin tümünü talep etti. Yalnız yanılgıya düştüğümüz bir husus oldu. Bizden teminat dışında bir de sigorta ücreti talep edildi. O rakamın seyir sonunda bize iade edileceğini zannediyorduk, ama iade söz konusu olmadı.

Şirket kaptandan bir belge istemedi. Kaptanın ve yetkili ikinci bir kişinin yeterliliğini ölçebilmek için seviyeler soruldu. Seviye tespiti 4 maddeden oluşuyordu, özetleyecek olursak:

Seviye 0: Filotilla Seyri, yani birden fazla tekne ile aynı anda, aynı rotada, 15 knot esen rüzgarda seyir tecrübesi.

Seviye 1: Bir teknede Kaptan olarak, 20 knot rüzgarda, 5 gün veya 100 mil seyir tecrübesi.

Seviye 2: Bir teknede Kaptan olarak, 20 knot rüzgarda, 10 gün veya 200 mil seyir yapmış olmak ve gel-git akışını takip edebilmek.

Seviye 3: Bir teknede Kaptan olarak, 25 knot rüzgarda, 20 gün veya 400 mil seyir yapmış olmak, kuvvetli akıntı ve gel-git tecrübesine sahip olmak.

Phuket Yelkenli Seyri FotoğraflarıGel-git ve kuvvetli akıntı tecrübemiz olmamasına rağmen bir süredir hayatımızı teknede seyir halinde geçirdiğimizden seviye 3’ü kendimize uygun görüp işaretledik. Şirket de bize başka bir soru yöneltmedi.

Sıra bölge hakkında araştırma yapıp rota çıkarmaya geldiğinde bir süre öylece kaldık. Elimizde referans olabilecek, dünya gezginlerimizin kaleme aldığı kitaplar haricinde hiçbir yayın yoktu. Internete girdiğimizde ise çoğunlukla kara gezginlerine hitap edebilecek ayrıntılar yer almaktaydı. Denizciler için seyirle ilgili bilgi alabilmek neredeyse imkansıza yakındı. Tek yapabildiğimiz Google Earth programını kullanarak adaların isimlerini öğrenmek, varsa bağlanma limanlarını tespit etmePhuket Yelkenli Seyri Fotoğraflarık ve yine internette bu yer isimlerini aratarak ayrıntılı bilgi edinmekti. Harita sorununa ise sahip olduğumuz iphone marka telefona “Navionics” programını indirerek çözüm bulduk. Programı internete bağlanarak kullanabilmemize rağmen bir kere ayrıntılı açmak yeterli oluyor. Bir sonraki çalıştırışta internet imkanınız olmasa bile daha önce açmış olduğunuz bölgenin ayrıntılarını görebiliyorsunuz. Her ne kadar küçücük ekrana bakarken gözlerinizi feda etmeniz gerekse de “seven ne yapmaz” deyip bu program sayesinde kendimizce bir rota çalışması yapabildik. Yine de tedbiri elden bırakmayıp ekibimizden 2 gün önce Phuket’e gidip hem bölge hakkında bilgi edindik, hem de şirketten 308 numaralı bölge haritasını satın alarak ön çalışma yaptık.

Uçak biletleri de tekne kiraları gibi önceden alındığında nispeten ucuza mal oluyor. Biz bu konuda da geç kaldığımız için maliyetimiz biraz arttı. Birkaç alternatifimiz olmasına rağmen İstanbul-Bangkok 9 saatlik direkt uçuşu sebebiyle Türk Hava Yolları’nı tercih etik. Hemen aynı gün için Air Asia’nın internet sitesinden Bangkok-Phuket uçuşuna da birer bilet aldık. Her iki uçuş için online check-in yaptırdığımızdan hiç sıraya girmeden valizlerimizi teslim ederek uçağımıza bindik.

Phuket Yelkenli Seyri FotoğraflarıGidip gelen Türklerden beyaz peynir, zeytin gibi Türk kahvaltısının vazgeçilmezlerinin Tayland’da bulunmadığını öğrendiğimizden her iki ekibe de alışveriş yapmalarını tavsiye ettik. Biz de elimiz boş gidecek değildik tabi.
Hemen bir başka denizci dostumuzu arayarak ricada bulunduk. Kahvaltı sponsorumuz Sultan Et’in bizim için hazırladığı yaklaşık 6 kg. tutan kolisi 6 kangal sucuk, 6 paket kavurma, 6 paket salamdan oluşmaktaydı.

Yemek faslından sonra kıyafet faslına geldi sıra. Tekne 4 kabin, ekipler 8’er kişilik. Katamaran bile olsa katlanır çanta ile en az eşyayı yanımızda götürmemiz gerekiyordu. Ekvatora yakınlığından dolayı Kasım-Mart arası yağışlar azalıyor, hava sıcaklığı gece ve gündüz neredeyse aynı, yaklaşık 29-30 derece. Bir tekne, bir dışarı ayakkabısı, terlik (veya Crocs), 2 şort, 2 mayo, 2 gömlek, daha ne olsun, değil mi? Ama olmuyor işte. Güneş kremleri, havlular, fotoğraf makineleri, maske-şnorkeller, kitaplar, bilgisayarlar derken biz iki kişi elimizde 6 parça, salkım sepet düştük yola. E tabi Ankara’da da, İstanbul’da da hava soğuk. Üzerimizde kazaklar, çantada mayolar!

Velhasıl 26 Ocak Çarşamba gecesi THY ile yaptığımız keyifli ve konforlu yolculuk sonrasında 27 Ocak Perşembe öğle saatlerinde Bangkok Suvarnabhumi havalimanına indik. İlk işimiz üzerimizdeki kazakları çıkarıp yazlık kıyafetlere bürünmek oldu. İkincisi bagaja verdiğimiz 3 valizin salimen teslim alınmasıydı. Hani Allah muhafaza kahvaltılıklarımıza bir şey olursa ne yapardık sonra? Üçüncü olarak d-Tac marka telefon hattı ve sınırsız internet almak, son olarak da para bozdurmak oldu. Telefon kartını 100 Baht’a, 1 aylık sınırsız interneti ise 2000 Baht’a aldık. Toplamda 20 gün zarfında 2000 Baht’lık konuşma yaptık. Tayland’ın para birimi Baht, TL’ye çevirirken hesap kolaylığı ise rakamdan bir 0 atıp ikiye bölmek! Türkiye’ye göre oldukça ucuz bir ülke olmasına rağmen pazarlıksız hiçbir iş görülmüyor. Pazarlık yapabilmek içinse öncelikle İngilizcelerini anlamak gerekiyor. Son heceler hep yutuluyor; ş, ç ve r harfleri ise neredeyse hiç kullanılmıyor. Mesela “Ice Tea” (ays tii), oluyor “I teeaaa” (ay tiiiiiii) ya da karides anlamına gelen “shrimp” (şrimp), oluyor “chimp” (cimp)!Phuket Yelkenli Seyri Fotoğrafları

Sıra Phuket uçuşundaydı. Windguru ve windfinder sitelerinden aldığımız bilgilere göre önümüzdeki bir hafta her gün yağışlı geçecekti. Kör talihin bizi bırakmayacağını kabul etmemiz gerekiyordu. Lakin uçuşumuzu bu kadar etkileyeceğini tahmin etmemiştik. Hani ertelenen uçuş olsa neyse, bizim kaptan pilot azimli, gidecek illaki. Uçak inişe geçtiği sırada lumbozlardan gördüğümüz sayısız kümülonimbüsler, çakan şimşekler ve hatta düşen yıldırımlar, durup şöyle bir geçmişi ve denizde geçecek iki haftayı düşünmemize sebep oldular. 15 dakika boyunca azimli kaptan pilotumuz o bulutların etrafında dolanıp kah hızlanarak, kah yavaşlayarak geçitler bulup, arada bir de çığlıklara sebep olan ufak düşüşlerle bizi salimen Phuket’e indirdi. Yağmur yağmış, her yer ıslak, hava rutubetli… Olsun biz vardık ya Phuket’e! En önemli bagajımız, sponsor Sultan Et kahvaltılıklarının olduğu çantayı da ıslak ama hasarsız alınca Benhür’ün tüm açlığı geçiverdi.

Phuket Yelkenli Seyri FotoğraflarıPhuket Adası’nın Phuket Town şehrinde internetten rezervasyonumuzu yaptırdığımız otele yerleştikten sonra çevreyi şöyle bir kolaçan edelim dedik. Dolaştıkça benim moral fena halde bozuluyor. Her yer kanalizasyon kokuyor. Bir şeyler atıştırmaya oturduğumuz açık hava restoranının masalarında hamam böcekleri yürüyor, kaldırımlarda kediler fare avlıyor. Eyvah ki ne eyvah, dedim. Ya denizi de böyleyse, ya bu kâbus devam ederse, ya bizim ekipler mutsuz olursa… Neyse ki yemekler fena değildi de, karnımız doydu. Meğer “merkez olsun, her yere rahat ulaşırız” şeklinde düşünüp kaldığımız Phuket Town adanın sanayi bölgesiymiş. Asıl kalınması gereken bölge ise meşhur Patong, Kata, Kamala gibi sahillerin olduğu Batı bölgesiymiş. Tabi denize odaklanınca karayı pas geçtik! Acı oldu ama bu da tecrübedir, dedik.

Otele dönerken açık gördüğümüz market de ise ekmek, kesip hazırlanmış meyveler ve sürme peynirleri görünce keyiflendik, marketin adresini hemen telefona kaydettik. Sabah kahvaltılarını ve öğle yemeklerini teknede, akşamları ise dışarıda yemeği hedeflediğimizden deniz mahsullerinden hoşlanmayan ya da acı sevmeyenler için alternatif yaratmamız gerekiyordu. Bu sebeple markette gördüğümüz yiyecek ve atıştırmalıklar bizi oldukça sevindirdi. En meşhur yemekleri Tom Yam çorbası ile Pat Thai diyebilirim. İkisi de genelde çok acı yapılıyor. Karadaki meşhur restoranlara gitmediğiniz sürece yemek oldukça ucuz, adalar da ise çok ucuz! Şöyle ifade edeyim pahalı bir mekânda başlangıcından tatlısına 100 TL öderken, sıradan bir yerde aynı mönü için 15 TL verebiliyorsunuz. Seyahatimizin sonunda yediğimiz karides, ıstakoz gibi deniz mahsullerinden kolesterolümüzün tavan yaptığı inancındayız.

Ertesi sabah güneşli bir güne merhaba deyip, kiraladığımız siz deyin 15, ben diyeyim 20 yıllık her yeri paslanmış, ama klimalı bir ciple marinanın yolunu tuttuk. Bu araca günlük 700 Baht ödedik, daha rahat bir araç için günlük 1200 hatta 1500 Baht’ı gözden çıkarmak gerekiyor. Benzin ve mazotun litresi ise 30-35 Baht civarı. Yalnız trafiğin soldan olduğunu hatırlatmakta fayda görüyorum. Dalıp da sağdan gidecek olursanız kaza kaçınılmaz. Zaten sağdan soldan önünüze atlayan motosikletlilerden korunmak ayrı bir maharet gerektirirken bir de soldan yol almak insanı bayağı bir yoruyor.

Yol boyu muz, hindistancevizi, palmiye ağaçları ve yeşilin her tonu büyüleyerek tropik bir adada olduğumuzu bize hatırlattı. Yaklaşık 45 dakikalık bir yolculuk sonunda adanın kuzey doğu kıyısında yer alan Ao Po Grand Marina’ya vardık (8°04´ 04.59´´K, 98° 26´ 43.59´´D). Ufak, sevimli bir marina olmasına rağmen, küçücük prefabrike barakalardan birkaç ofis, bir İngilizin işlettiği restoran, ikişer portatif tuvalet ve yine portatif bir duştan ibaretti! Marinada olduğumuzu anlamak için sahile gidip pontonları ve tekneleri görmemiz gerekti! Denizciler için marina dendiğinde en önemli hizmet belki de duş ve tuvaletlerdir. Onları baraka halinde görünce haliyle biraz şaşırdık. Ancak her şeye rağmen tüm Phuket seyahati için geçerli olduğu gibi özlediğimiz, gülümseyerek hatırladığımız sessizliği, sakinliği ve yeşilliği ile bizi kendine bağlayan bir marina olduğu gerçeğini de yadsıyamayız. Her akşamüzeri birden kararan bulutlar ve hemen akabinde indiren kısa süreli musonvari yağmurunun sonrasında yeniden canlanan yeşilleri, her daim gülümseyen Thai’li çalışanlarıyla kalbimizde yerini aldı.

Phuket Yelkenli Seyri FotoğraflarıUzun bir bekleyişin ardından şirket yetkilisiyle yaptığımız ön görüşmeye istinaden kafamızda rotamız şekillenmeye başlamıştı. Bu arada seyrini tamamlayıp dönen Alman, İngiliz ve Fransız yelkencilerle de sohbet etmeyi ihmal etmedik. Hepsi de bir vakit Türkiye’de tekne kiralayıp kıyılarımızı dolaşmış ve hayran kalmışlar. Hatta “ne işiniz var buralarda?” diye de takılmadan edemediler! Ortak söylem ise: “8° enleminin kuzeyinde su bulanık, güneyinde ise akvaryum misali. Gidilip görülmesi gereken yer çok, vakit dar, seçim yapmak bir o kadar zor”. 308 numaralı haritamızda yanımızda olduğuna göre artık seyre hazırdık. Tek eksiğimiz ekibimiz ve kumanyamızdı.

Marinadan ayrıldıktan sonra kimsenin dilinden düşüremediği meşhur batı sahilini arabayla boydan boya dolaşalım, dedik. Hakikaten söylendiği kadar varmış. Kilometrelerce uzayan un gibi kum plajlar, girdiğinizde aynı keyfi veren turkuaz deniz, alargada sakinliğin tadını çıkaran tekneler, sırtınızda ise “coconut” ağaçları ve palmiyeler. Adanın kuzeyinde kalan sahiller, güneye indikçe kalabalıklaşıyor. Patong’da ise tam tabiriyle iğne atsanız yere düşmüyor! Bizi en çok etkileyen plaj ise uçakların üzerinden iniş yaptığı Mai Khao Beach oldu. Nereden baksanız 5 km. uzunluğunda ıpıssız muhteşem bir plaj ve denize girerken bir anda gökyüzünde beliren bir uçak. Hava, deniz, hatta musluktan akan su bile aynı ısıda. Gece deseniz bir başka güzel.

Sahil yollarında “tsunami kaçış yolları – tsunami evacuation road” tabelaları ve yer yer hoparlör sistemi kurulmuş. 2004Phuket Yelkenli Seyri Fotoğrafları yılındaki tsunamide deniz 1,5 km. içeriye girmiş, sabah saatlerinde vuku bulduğundan da ölenlerin çoğu sahile yürüyüşe gelmiş yaşlılarmış. Birçok yerde yıkımın fotoğrafları sergilenmekte, halkla konuşulduğunda ise gözler buğulanmakta.

Toplu taşıma araçları elişi göz nuru dantellerle süslü püslü otobüsler, taksiler ve 3 tekerlekli motorlu “tuk tuk”larla sağlanıyor; denizde ise vızır vızır gezen sürat tekneleri, geleneksel takalar ve daha büyük boy gezi tekneleri ile. Bu geleneksel ahşap takalara bir parantez açmak istiyorum. “Long-tail boat” şeklinde anılan, bizim takaları andıran, balıkçılık ve gezi maksatlı kullanılan bu deniz araçları, ülkede hurdaya çıkmış araba ve kamyon motorlarıyla çalışıyor. Adamlar deniz motoruyla salmastrayla uğraşmamış, almış çıkma kara motorunu, koymuş bir platformun üzerine, onun da bir ucuna yeke bir ucuna denize uzatılmış 5 metrelik şaft, radyatör bölümünü de sökmüş, bağlamış devir daim pompasına deniz suyunu… İşte size deniz motoru!

Ülkedeki yerleşik yabancı ve Türklerden aldığımız bilgiye göre Thai’liler anlık yaşamayı seven, son derece rahat, iki işi bir arada yapmaktansa yavaş yavaş sırayla yerine getiren bir halk. Öyle ki aynı anda birden fazla sorumluluk aldıklarında panikten ne yapacaklarını şaşırıp, ağlayabiliyorlarmış. Yalnız güler yüzlülük ve yardımseverliklerine hayran kalmamak elde değil. Bu arada bir ay çalışıp maaşlarını aldıklarında ise “zengin oldum” deyip istifa edebiliyorlarmış. Tabi bu konudaki bir güvenceleri de fakirlere yatacak yer ve sağlık imkânı sunan kral! Şu sıralar rahatsız olan, Thai’lilerin sevgilisi Kral için kimse dualarını esirgemiyor.

Kara turumuzu böylece tamamladıktan sonra Cumartesi sabahı eşyalarımızı arabamıza koyup ekibimizle buluşmak üzere tuttuk marinanın yolunu. Meraklı bakışlar, hafif bir heyecan, kıştan yaza geçmenin getirdiği sevinç fark edilmeyecek gibi değildi. Tekneye yerleşmeden öteberimiz ortalıktayken şirketle brifingimizi bitirelim dedik. Şans bu ya, birden etraf kararıp yağmur indirmesin mi? Üstümüz, başımız, eşyalar her şey sırılsıklam. Yine de keyfimiz yerinde. Neyse brifingin ardından tekne tanıtımına geldi sıra. Pek güzel maşallah, kamaralar geniş geniş, mutfak kocaman, kokpit deseniz salon salamanje misali! Bizim 44 ft. Bavaria’mızdan sonra futbol sahası gibi geldi valla! Çift su tankının kapasitesi 1 tondu. Su takviyesi yapabileceğimiz tek ada Phi Phi Don’muş, orada da iskele imkânı olmadığından ancak bidonlarla taşımamız gerekiyormuş. Dolayısıyla su tüketimine özen göstermemiz şart! Tanıtım esnasında göze çarpan tek arıza chartplotter oldu. Teknik servis hemen gelip müdahale etti, ancak içlerine sinmeyince bir başkasıyla değiştirme yoluna gittiler.

Marinanın içinde market olmadığından arabayla yaklaşık 45 dakikalık mesafedeki Tesco Lotus’a gitmemiz gerekti. Phuket’te Carrefour, Tesco Lotus ve Deli dışında büyük market yok. Süpermarketler ise uzun seyirler için yeterli olmuyor. 3 büyük market alışverişi için içkiler dahil 9000 Baht (450 TL) ödeyerek hayretler içerisinde kaldık. Bir bilgi daha, Tayland yasalarına göre marketlerde içki satışı gündüz 11:00 ile 14:00, akşam 17:00’den gece yarısına kadar yapılmakta, diğer saatlerde yasakmış.

Dolaplar doldu, çantalar yerleşti, arızalar giderildi. Artık hazırdık maviye kavuşmaya…

 

 

(Bu yazım NAVİGA Dergisinin 93.sayısında Haziran 2011 ‘de yer almıştır. http://www.navigamagazin.com/say-92-mayis-2011.feed?id=283&type=atom )

1 yorum “İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Yaz (I)

  1. HSS -

    ÇOK GÜZEL BİR SUNUM; HARİKA BİR DENEYİM. OKUDUKÇA, KENDİMİZ DE ORALARI YAŞAMIŞ GİBİ HİSSETTİK.

    EH, ANNE VE BABANIZDAN DA DAHA BAŞKA NASIL BİR YORUM BEKLEYEBİLİRSİNİZ Kİ 🙂

    Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir