Ios – Atina’ya Zorlu Seyir (III)

‘’Ios’u görmeden gelmeyin!’’ Biz de ne yapıp edip yolumuzu Ios’tan geçiriyoruz. Lakin o yorgunluk ve yer arayışı neticesinde Ios’ta mıydık, başka bir yerde mi hala bilemiyoruz!

Yine sabah dört buçuk kalkış, beşte hareket; yine sert bir hava, yine dalga, yine ıslak kurumayan üstler, geçmeyen saatler, bitmeyen yol, koskoca bir 60 mil… Diyeceksiniz ‘’madem bu kadar şikayet ediyorsun ne işin var o yolda?’’ Alışmışız bir kere, her ne kadar sızlansak da yeni bir limana bağlandığımız anda hayat güzelleşiyor, tüm zorluklar geride kalıyor. Hatta ve hatta bir sonraki hareket gününü iple çeker hale geliyoruz.

Yelkenlerimiz genelde çift camadanlı bata çıka Ios Adası’nın güney ucuna varmaya çalışıyoruz. Artık son millerde otopilot adeta isyan ediyor. Dümeni devralıyoruz. Zor da olsa limana varıyoruz. Tam karşımızda tonozla bağlanmış tekneler; seviniyoruz haliyle. Yeni bir demirleme faciası yaşamak istemiyoruz. Ama bir tek boş tonoz yok. Mecburen girişte iskelemizde kalan kıyıya, demir atıp kıçtan kara yanaşacağız. Görevli tabi ki yok. İlk demir atma denememizde başarılı olamıyoruz. Topluyor yeniden atıyoruz. Yandaki tekneden halatlarımızı alıyorlar. Bağlanma aşamasında sohbete başlıyoruz. Kanadalılar ve Bodrum’da yaşıyorlar! Kendi tekneleriyle yazları Ege ve Akdeniz’de dolaşıyorlar. Tüm gezdiğimiz adalarda çeşitli yaşlarda birçok dünya gezginiyle tanışma fırsatımız oldu. Kimi Türkiye’den çıkmış Adaları dolaşıyor, kimi Türkiye’ye doğru dümen tutuyor. Limanların neredeyse hepsinde yer sıkıntısı yaşanıyor. Lakin bir ay boyunca teknesiyle dolaşan bir Türk’e rastlamadık. Bir iki noktada ETS’nin gemisine denk geldik, o kadar. Muhtemelen mevsimle alakalıdır. Yine de Kanadalı’sından Fransız’ına, Alman’ından Rus’una bu kadar milletten denizciyle karşılaşınca gözler ister istemez Türk bayraklı tekneleri arıyor! Gerçi hakkını yemeyelim Samos’tan aşağı inişte istemediğimiz kadar Türk ile karşılaştık.

Hemen arkamızdan bir tekne daha demir atıyor sancağımıza. Gel gör ki Sahil Güvenlik izin vermiyor ‘’feribot yanaşacak buraya bağlanamazsınız!’’. Eyvah Veli Ağabeyler gelecek daha! Saat 16:00 civarı olmuş açlıktan ölüyoruz, sabah yola çıkmadan yediğimiz ufak sandviçle duruyoruz ama mümkün değil. Bir tek ıslak üstlerimizi değiştirebilmişiz; onları da bir an evvel kurutup bir sonraki güne hazır edebilmek için! Bu esnada White Caps görünüyor. O da bilmeden demir atıp yanaşıyor ama izin yok! Bizim tekneyi ittire kaktıra iyice yanaştırıp diğer tekneyi bağlıyoruz. Sonra çıkıp Veli Kaptan’a yer bakıyoruz. Tonozlu bölgede bir balıkçı teknesinin yanında daracık bir yer buluyoruz. Adamcağızdan rica ediyoruz, gülümseyerek kabul ediyor. Bir koşu Veli Ağabey’e haber veriyorum. Yorgunluktan perişanlar, yüzler bir karış asık. Kendilerine gelsinler diye Şahbaz’a geri dönüyoruz.

Ekip bizi beklerken sucuklu yumurta hazırlamış. Oh mis gibi de kokuyor! Yine soracaksınız: ‘’hem o kadar yorgunsunuz, hem de gitmişsiniz Yunan Adası’na, teknede mi yenir yemek?’’ Maalesef yanaştığımız limanda sadece tatlı servisi yapan kafeler var. Haliyle kimsede mecal kalmayınca çıkıp aranmak yerine basit bir şeyler atıştırıyoruz.

Yanaştığımız liman adanın kuzeybatısında yer almakta. 15 dakikalık bir yürüyüş ya da kısa bir otobüs yolculuğu neticesinde merkeze, Chora’ya erişebiliyorsunuz. Chora araba girmeyen daracık sokakları, beyaz evleri, turistik mağazaları ile tipik küçük bir Yunan köyü. Theodoti, Kalamos, Maganari en önemli plajları. Avrupa Birliği’nden yardım almış adalardan biri olan Ios sakin, temiz plajlara sahip olmanın yanı sıra gece hayatıyla da Mykonos Adası ile yarışmaktaymış. Ayrıca her Pazar sabahı ve akşamı, ada halkından rastgele seçilmiş bir genç, adanın en yüksek noktasında kurulu çan kulesine çanları çalmaya gönderiliyormuş. Tabi günlerden Perşembe olduğu için görmedik.

Ios, ismini ilk yerleşimciler olan İyonyalılar’dan almış. Homeros’un mezarının burada olduğu varsayılmaktaymış. Rivayete göre ömrünün son günlerini Ios Adası’nda geçiren Homeros’a iki balıkçı bir bilmece sorar: “Dışarıda kalır yakaladığımız, ama yine de getiririz elimizden kaçanı”. Cevap ‘’bit’’tir. Fakat Homeros bilmeceyi çözemez, sinir ve kahrından ölür.

Velhasıl biz adayı dolaşmaya karar verdiğimizde saat altıyı bulmuştu. Bir baktık, yeni bir tekne gelmiş, içeride dört dönüyor. Yer yok! Anne-baba ve iki küçük çocuk… Belli ki uzun yoldan geliyorlar, ifadeler yorgun. Denizde yardımlaşma çok önemlidir. Biz de bu bilinçle sesleniyoruz ‘’bekleyin, biz karadan bakınalım’’. Oraya bakıyoruz, buraya bakıyoruz hiç yer yok. Tam 1 saat dört dönüyoruz, neticede Sahil Güvenlik görevlilerini ikna ederek tam önlerine demir attırıyoruz. Almanlar müteşekkir tekneden iniyorlar. Tam 12 saat, 100 mile yakın yol yapmışlar. ‘’Ne yapardık bu havada yanaşamasaydık?’’ deyip durdular. Öğreniyoruz ki iki küçük çocukla tekne kiralayıp Atina’dan başlayarak Ege’deki Adaları dolaşıyorlar! O çocuklar belli ki daha okuma yazma öğrenmeden denizcilik bağlarını öğrenmişler. Biz Türkler ise maalesef çoğunlukla aşırı korumacılık sebebiyle çocuklarımızı alışveriş merkezlerinde büyütüyoruz. Tabi bu arada baba da üniversite yıllarında arkadaşlarıyla Türkiye’ye gelmiş, bir yaz boyu İstanbul’dan Antalya’ya kadar dolaşmış. Baba böyle olunca bırakın çocuklar da denizci olsun!

Bunca koşuşturma neticesinde bizim ada turu yalan oldu tabi! Ertesi günün rotasını konuşmaya White Caps’e gidiyoruz. Ağızlar bıçak açmıyor. Ekip dağılmış. Yola devam etmeme kararı almışlar. Ios’ta kalıp feribotla Santorini’ye geçecekler. Daha sonra Naxos’taki marinaya bağlanacaklar. Yine feribotla Mykonos ve diğer adaları gezecekler. Veli Ağabey bizi yarı yolda bıraktığı için, biz ise arkamızı kollayacak White Caps olmayacağı için üzgünüz. Fakat yapacak birşey yok, Kaptanın ekibini düşünerek bir takım kararlar vermesi gerekiyor. Vedalaşıyoruz tekrar buluşuncaya kadar…

Ios1

Ios2

Ios3

 

1 yorum “Ios – Atina’ya Zorlu Seyir (III)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir